Tutku

TUTKU…DAHA FAZLA TUTKU

Çok sevdiğim bir söz var. “Testide ne varsa dışına da o sızar” diyor Mevlana.

Bugün ebebek’te çalışmaya başlayalı tam 4 ay oldu. Bir taraftan bakınca henüz çok kısa ancak başka bir taraftan bakınca da şirketi tanımaya başlamak için iyi bir süre. Peki ben bu 4 ayda ebebek’te neler gördüm, testinin içinde neler var ve dışarıya neler sızıyor, sadece bir kısmını nacizane paylaşmak istedim.

Neler neler sızıyor bir bakalım;

  • Rakamlardan çok öte, bir felsefe ve ardından gelen kültürü; Genel Müdürümüz Halil Bey’in şirketi kurduktan sonra oluşturduğu ve yıllar içinde gelişen Bebekoloji Felsefesi’ni, yani bebeği anlama ve anlatabilme biliminin nasıl şirketin her noktasına yayılıp içselleştirildiğini gördüm. –Bu felsefe bize, mağazaya gelen hamile kadını, yeni doğmuş bebeği ve anneyi anlayan, satış yapmak yerine bilgi veren Bebekolog’u (Satış Danışmanı😊) ve mağazalarımıza memnuniyetle gelmelerini, doğru ve uzman bilgilerini almalarını istediğimiz Bebeveyn’leri (bebekle ilgilenen, bebeğin gelişim sürecine eşlik eden kişilere Bebeveyn diyoruz) anlatıyor- Bu felsefe birçok anne gibi beni de çok etkiliyor. Çünkü felsefenin temelinde, kendi bebeklerimiz için tercih etmeyeceğimiz bir ürünü Bebeveyn’e önermeyiz diyoruz.
  • Bu felsefenin ve Startup ruhunun şirketin kültürü olduğunu, bu kültürü geliştirmenin sırrının da en baştan yani yönetimin tutkusundan başlayıp tüm şirkete yayıldığını ve bu tutkunun ebebek ailesinin tamamını sarmış olduğunu gördüm.

Peki nasıl bir tutkudan söz ediyorum…Şirketin kurucusundan başlayıp tüm şirkete yayılan bir tutku. Çünkü tutkuyu oluşturup yaymak, kurucudan, tepe yönetimden başlıyor. Eğer üst yönetimin içinde bu tutku varsa, şirketin her köşesine bu enerji sirayet ediyor. Tanımını yapmak zor ancak içimizde güçlü bir enerji, yapma isteği, çabalama isteği hissettiriyor ve şirketlerde yönetimin rol modelliği ile hayat buluyor. Akışta olabilmek ve akışta kalabilmeyi sağlayan duygu. Yaşanan anı hissettiğiniz, enerjinizin, odağınızın tam olduğu, hedefe odaklandığınız bir duygu.

Peki şirketler bu duyguyu çalışanlarında nasıl ortaya çıkarabilir? Nasıl bir kültür bu tutkuyu bulur, besler ve çoğaltır?

Öncelikle yapılması gerekenin şirket ve çalışan arasında kurulacak Duygusal Bağ olduğunda birçok kişi birleşiyor.  Yataktan işe gitmek için kalkabilme,  işine anlam katabilme, ve kişinin olduğu kültür içinde kendini gerçekleştirmesine fırsat bulması bu tutkuyu ateşliyor. Bunun için de bu kültürü oluşturup içindekilerle birlikte geliştiren ve herkesi gelecek için cesaretlendiren liderler gerekiyor.

 

İşyerinde tutku içinde coşkuyu, sevgiyi, azmi, bağlılığı, enerjiyi, odaklanmayı, pozitif bakışı, işinizde ilk günkü heyecanınızla çalışabilmeyi barındırıyor. Tutkuyla çalışmanın çıktıları ise doyum, başarı, mutluluk…

 

Peki ebebek’te 4 ay içinde bu tutkuyu nerelerde gördüm ve hissettim, işte birkaç örnek,

 

Şirkette göreve başladığım ilk ay, ismi “Beni Yanlış Anladınız” olan ve neden birbirimizi anlamaya ihtiyacımızın olduğunu hep birlikte konuştuğumuz, şirket içindeki Liderlerimizin verdiği İletişim eğitiminde dinlediğim ve hissettiğim tutku,

Genel Müdür Mentörlük programı kapsamında Mentilere eşlik ettiğiniz bir öğrenme turunda,  şirketin arkasındaki sokağın bir ucunda, daha önce büyük bir emekle kurtarılmış ve hayata bağlanmış bir ağacın hikayesini dinlerken anladığım tutku,

Gündemi sıkı takip edelim, yorumlayalım, ufkumuzu genişletelim diye, Uzman Ekonomistlerle yaptığımız toplantılarda sorulan sorulardaki tutku,

Toplantı odalarımızda, toplantılarımızı yaparken her daim gördüğümüz “ ….amacımızın bir işin nasıl yapılamayacağını değil, nasıl yapılabileceğini, neden yapılmaması gerektiğini değil, neden yapılması gerektiğini, yapınca hangi zorluklarla karşılaşacağımızı değil yaptığımızda neler kazanabileceğimizi konuşmak….” sözündeki tutku,

Yaz boyunca her Cuma çocuklarımızı ofisimizde ağırlayıp onlara, dramadan, akıl oyunlarına, şarkıdan, dansa farklı aktiviteler sunmamızı sağlayan tutku,

Ofisin içinde ya da mağaza ziyaretlerinizde tüm çalışma arkadaşlarımızdan yansıyan enerji ve ortamdaki tutku,

Yine mağaza ziyaretlerinde sohbet etme fırsatı bulduğum, ebebek mağazalarında çalışan Down’lu gençlerin ya da ofiste çay servisi yapan Down’lu Barış’ın servis yaparken sarf ettiği çabasındaki tutku,

Ofise gelip maillerinize bakarken, o günün gündemi neyse onunla ilgili aldığınız maillerdeki tutku,

Bu tutkuyu yönetim ekibimizin çabalarında ve tüm ebebek ailesinde hissetmem,  bu yazıyı yazmama vesile oldu.

ebebek’ten sızanların bir kısmı bunlar. Ya sizlerin testilerinden neler sızıyor? Biz daha fazla tutku arıyoruz, peki bulanlar ve çoğaltanlar kimler?

 

 

 

Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑